9 Ekim 2016 Pazar

Olgunluk yazısı

Neden sorusunu çok sormak isteyip de yutkundun mu aylarca?
Yumruğunu sıkıp sabır diledin mi?
İçimdeki kalp kırıklıklarını, neden sorusunu, nasıl olur sorusunu her gün suladım ben. Sonra kurudu o toprak. Sen de çok üzülmüşsündür, ben senin yaranı da sırtlandım.
Dedim ki, tamam. Bu işi önce içinde bitireceksin. İçimde bitirmem için aylar, yabancılar, yeni hikayeler gerekti. Hepsini doldurdum cebime, bunlar bana iyi gelecekler dedim.
Sonra bir süreliğine kendimi ve acımı unutacak kadar çok çalıştım, gece 3'lere kadar, ki ben uykuyu hep sevmişimdir.
Yine bitmedi; neden sorusu ve her şeyi bilmek yükü hala omuzlarıma ağır geliyordu çünkü bilmiyorsun ama hayatımda ilk defa gördüğüm kilolara inmekle meşguldum.
Sana sorsalar sen çok üzülmüşsündür.
Ben kırmızı ışıklarda ağlardım.
Sen de çok ağlamışsındır. Sana sorsak benden daha çok acı çekmişsindir.
Neden sorusunu sormak istemediğime karar verdim bir gün.
Söyleyeceğin hiç bir şey benim merağımı gidermeyecek ve gerçeklik payı taşımayacaktı.
Çoktan yalancı konumuna düşmüştün, bir daha o konumdan seni başka bir konuma yerleştirmedim.
En son 'hiç' e karışacaktın ama dur daha ona var, onu da anlatıcam.
Nasıl oldu mesela, çok merak ettim. Ben varken, benden sonra başka bedenler, başka yüzler, başka gülüşler, başka sarılmalar. Bunları çok garipsedim.
Sen de çok üzülmüşsündür.
Ben kimseye dokunamadım.
Sonra bir zaman geldi 'hesap sorucam' dedim. Çok kararlıydım. Karar vermek rahatlatmıştı ama önümde bir yolculuk vardı, o yolculuktan hemen sonra yüzleşicektik. Kalbinin olması gereken ama sadece bir organ görevi gören göğsüne vurup NASIL diye bağırmayı planlamıştım.
Dur dur daha bitmedi.
Kalbimin tekrar atmasını hesaba katmadık.
Çıktığım yolculuktan döndüğümde en son görmek isteyeceğim insan sen, en son duymak istediğim yalanlar seninkiler oldu. Evren minik oyunlarla beni farklı yollara sürükledi.
Şimdi olsa şimdi de çıkmam karşına.
Soranlara 'onun yüzünü bile görmek istemiyorum' derken çok samimiydim.
Herhalde bitti bu iş dedim, bu süreci böyle atlatmam gerekiyormuş demek ki diye düşündüm.
Yolda giderken şeytan mı dürttü, bitirilmemiş iş mi dürttü bir yerlerden 'Ben bitti demeden bitmez' geldi.
Hikayeyi sen sonlandırdın sanıyorduk hepimiz.
Sen de.
Belki bir kaç ay önce belki her şeyi öğrendiğimde sana söyleyeceklerim on cümle belki otuz belki iki saatlik bir monolog olacak kadar çoklardı. Kalbimi onarırken cümleler eksildi. Cümleler kendi kendilerine boyut değiştirdiler. İki cümle üç senemi kucaklayabildi.
' Her şeyi unut, bunu unutma. ' :)
2012 ekiminde  'Mutluluk yazısı'yla başlayan hikayem, benim tarafımdan 2016 eylülünde, bitti.


25 Nisan 2016 Pazartesi

Söylenmemiş şarkıların gizli sözleri

Sevdiğim adama (daha gelmedi)
Yeni keşfettiğim kimseyle paylaşmak istemediğim bir şarkı buldum.
Bülent Ortaçgil söylüyor ama bileni azmış, o öyle söyledi onun yalancısıyım. 
Şarkının ana fikri 'her şeye rağmen yanımda kaldın'
O yüzden sevdiğim adam bir gün gelirse(gelcek mi acaba?) böyle aradan uzun yıllar geçince (geçer mi ki) ezbere bilip de söyleyeceğim gözlerinin içine baka. Yüksek ihtimalle gözlerim parıl parıl parlıyor olur.
Çok aşırı uzun zamandır aynaya baktığımda gözlerimi parlarken görmedim.
Bir daha bakabileceğimden çok şüpheliyim, herkese karşı şüpheyle yaklaşıyorum. Kalbim kırılır diye kendimi geri çekiyorum falan fıstık.
Okul da bitiyo nolcak şimdi telaşı sardı keşke yapılacakları birileri halletse bana gerek kalmasa.
Bunun gibi şeyler.

2 Nisan 2016 Cumartesi

Zaman makinası

Selam,
Araya çok zaman girmiş. Çok şey değişti ama nereden başlasam anlatmaya bilemiyorum.Çok şey değişmesine rağmen yine başladığım yerle benzer bir yerdeyim, yaş'landım, biraz yol aldım, bir kaç yaşantıyla daha zenginleşti hayatım. Onun dışında yine 'seneye bu zamanlar ben nerede olacağım?' 'nerede lan bu hayatımın aşkı?' sorularıyla cebelleşmeye bıraktığım yerden devam ediyorum.
En son bunları hissedeli 4 sene olmuş. Dile kolay 4 sene, neler olmadı ki. Nefret ettiğim şehre aşık oldum mesela. Bir zamanlar delilercesine aşık olduğum insan en yabancı oldu. Yapmam dediğim ne varsa yaptım üstelik mutlu oldum. İnsanlar kazanıp insanlar eksilttim.
İyi böyle ama eksik var.
Cuma gecesi 3lü koltukta bacakları bacakların üstüne atıp filmin en heyecanlı kısmında omuzunda uyuya kalmalık aşk arıyorum.
Ya gerçekten bunu anlamıyorum, dönüp dolaşıp nasıl aynı yerde olabiliyoruz?

Geçen sene bu zamanlar kalbimin acısından duramazken şimdi kalbimdeki boşluk hissi rahatsız etmeye başladı.
İlginç.
Bir insanı ne zaman umursamamaya başlarsın diye sorsalar, onu artık özlemediğin zaman derim.
Biliyorum fazlaca ortaya karışık bir salata oldu bu yazı ama kafamdakileri toparlayamıyorum. Uzun uzun yazmalık hikayelerim var ama artık onları dillendirmeye gönlüm yok.
Hem eskileri boş verelim, yenileri konuşalım.
Yani umarım yeni konuşacak bir şeyler olur.
Zamanın herkesten daha üstün ve güçlü olduğuna inanıyorum artık.
Yine gelirim bir ara, bilemiyorum.

1 Kasım 2015 Pazar

23 Mart 2015 Pazartesi

Hep demlendin sayemde

Biz bir çaydanlıktık
Ben altta
Sen üstte
Hep demlendin sayemde

Biz bir yalnızlıktık
Sen orada ben burada
Bir şeyler düzeltme peşinde

Biz bir yanlışlıktık
Ben teoride kalmış bir pratikken
Sen nobelden başarılarla kendini aşmışsın her yerde her şeyde
Birazcık iyi de dururken

Bir defter dolusu hikaye yazmışlar sana
Oysa ne tesadüf ki tek bir anlamlı cümle yok
İçinde dışında


26 Şubat 2015 Perşembe

Sus

Bir insan nasıl "seni seviyorum" demeden uyuyamadığı birisiyle 48 saat konuşmamaya dayanır

Şimdi aramıza aşılmayacak mesafeler koydun ve benim bu hikayeye nokta koyacak kadar halim kalmadı bile.
Yittik

10 Ocak 2015 Cumartesi

güm

En az 70-80 sayfa doldurucak kadar yazdım bazen hergün bazen günaşırı bazen de bir kaç gün arayla.

Okusan ağlamayı bırak bence kendini öldürürsün.
Öldün zaten bende fiilen ölsen ne değişir?

Yani en çok da o orospu suratlı değişik kızla takipleştiğin için öldüresiye vurmak istiyorum sana.
Kızların %80i aslında güzelken hep çirkin çirkin tipler eklemiş seni.
Benden daha iyisini bulamicağını hep söylüyordum.
Şimdi inandın mı?